Sürekli söylüyoruz, ekonomimizin temel direği KOBİ’lerimiz diye. Ayakta kalmaları gerekli, sürdürülebilirlikleri önemli…

Ancak, diğer taftan bilginin bu kadar önemli olduğu ve hızla değiştiği günümüzde, nedense KOBİ’lerimizde iyi üniversitelerimizden mezun nitelikli gençleri çalıştırma konusunda bir isteksizlik var.

Burada birçok, kendince haklı gibi görünen, gerekçeler ileri sürülüyor. En çok ileri sürülenler arasında da bu gençlerin yüksek ücret talep etmeleri veya şirkete geldiği zaman şirketin kurum kültürüne uymamaları. Bize öyle geliyor ki, iyi üniversitelerden mezun gençlerin, KOBİ’lerdeki yerleşik düzene meydan okumaları, kariyer beklentileri bu konudaki ürkekliğin ana sebebi gibi. Sanki kendi dönen tekerimiz çomak sokulmak gibi algılanıyor, çevreye rahatsızlık veriyor.

KOBİ’lerin büyük bir çoğunluğu aile şirketi; kurucular çocuklarını, yurt içinde ve yurt dışında en iyi üniversitelerde okutuyorlar. İkinci veya üçüncü kuşak olan bu gençler, eskiden aile şirketlerine gelmez, uluslararası şirketlerde çalışmayı tercih ederlerdi. Son on yılda, ne güzel ki, bu gençler kendi aile şirketlerinde çalışmayı tercih etmeye başladılar.

Ancak bu sefer de, hiç aklımıza gelmeyen başka bir sorun karşımıza çıktı. İyi yetişen bu nesil, şirkette, “yeter” sayıda beyaz yaka olarak algılanmaya başlandı. Bu gençler şirkete geldiği zaman, babalarının döneminde şirkette çalışmaya başlamış, belli ki uzun yıllar emeğini şirkete vermiş, diğer profesyonellerle bağdaşamayabiliyor. Kendileri gibi hızlı düşünen, hızlı hareket eden, hızlı karar veren ekipler istiyorlar.

Bu yazıyı okuyanlar, hocam “tecrübeyi” atladınız diyebilir? Tecrübeye saygımız sonsuz, şirkette yıllar boyu biriken deneyimin, bilgi birikiminin elbette kayıt altına alınması son derece önemlidir. Ancak burada da sanırım kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor; bu bilgi ve deneyim nerede saklı?  Yirmi yıllık ekip arkadaşımızın aklında ise, şirket olarak büyük risk altındayız demektir; herkes tarafından ulaşılabilen kayıt altında ise geceleri rahat uyuyabiliriz.

Yıllar önce, yabancı bir ortağımızla Dubai Hükümeti’ne “Governance Integrity” çalışmasını yapmıştık. Bizden istenen en önemli konulardan bir tanesi “knowledge management-bilgi yönetim sistemleri” idi.

Eğer şirketimizde tecrübeyi kayıt altına alabiliyorsak, nitelikli gençlere kapımızı açmakta büyük fayda var. İyi okumuş evlatlar güçlü ve nitelikli ekiplerle çalışmalı ki başarılı olabilsinler. Onların, kendilerini paçalarından aşağıya değil, ellerinden yukarı çekecek ekip arkadaşlarına ihtiyaçları var. Ayrıca kendileri gibi, “meydan okuyan” beyinlerle bir araya gelsinler ki bunları yönetmeyi öğrensinler.  İK’cıların kulakları çınlasın; şimdikiler “Y” kuşakları, geliyor yolda “Z” kuşakları.

Zayıf bakanlardan oluşan bir kabinenin başarılı olduğu nerede görülmüştür. Büyümek istiyorsak, sürdürülebilirliği sağlamak istiyorsak, sanırım önce nitelikli eleman zafiyetinden vazgeçmeli, bu gençleri bünyemize katmanın ve daha önemlisi içeride tutabilmenin bir yolunu bulmalıyız. *

Kurumsallaşmanın, “a-b-c” si buradan başlıyor. Bizden söylemesi….

Bir de dip not:
*Üniversitelerde kariyer günlerinde, dev şirketler arasında bile bu konuda acayip bir yarış var. Daha 3.sınıftan itibaren bu çocuklar seçiliyor. Elimizi çabuk tutmakta fayda var.

“KOBİ’lerimizin Nitelikli Eleman Zafiyeti”

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>